İçeriğe geç

Nigar Yertan · Geleneksel El Sanatları Sanatkarı

Hikâyemiz

“Sevgiyle yaptım, o da sevgiyle taşıyor. Motifin ortası insan, kenarları sevgi.”
Nigar Yertan · Kızlarağası Hanı, Çuha Bedesteni No:65

1995 yılından bu yana (31 yıldır) İzmir Kemeraltı Kızlarağası Hanı'nda kapımız açık; Anadolu'nun geleneksel iğne oyasını, danteli ve kanaviçeyi bugünün insanıyla buluşturuyoruz.

Kızlarağası Hanı'ndaki dükkânımızın iç görünümü ve el işleri

Çocukluk ve İlk İlmikler

Büyükanneden öğrenilen ilmikler

Nigar Yertan iğne oyasını çocukluğunda büyükannesinden öğrendi; babaannesi Tarsusludur. Dükkânı açtıktan sonra bu işi daha ciddiye aldı: gittiği yerlerde bu işlerle uğraşan yaşlı ustaların hikâyelerini dinledi, tekniklerini öğrendi ve ürünleri özü bozulmadan bugüne uyarladı.

1995 · Çuha Bedesteni No:65

Kızlarağası Hanı'ndaki 31 yılımız

Tarihi Kızlarağası Hanı restore edilip açıldıktan sonra 1995 yılında hanın üst katında küçük bir dükkânla Yertan Collection doğdu. Bir yıl sonra zemin kattaki Çuha Bedesteni bölümünde, No:19/P65 adresindeki bugünkü yerine taşındı.

“Kızlarağası Hanı bir dünya hanıdır; dünyanın her yerinden insan gelir ve el işlerimizi dünyanın dört bir yanına taşır.”

Gelenekten Günümüze

Özü bozulmadan bugünün hayatına uyarlamak

İğne oyası; iğneyi bir kalem gibi kullanarak sadece düğüm atarak ve bu düğümleri üst üste, yan yana dizerek boyut kazandırma sanatıdır. Geçmişte çoğunlukla tülbent ve yazma kenarlarında kalan bu sanatı, özünü bozmadan küpe, kolye, gerdanlık, broş, gelin tacı, fular ve ev tekstiline uyarlıyoruz.

Sandıklarda kalmış eski kanaviçe işlemeleri yeni dantel kenarlarla birleştirerek runner ve tepsi örtülerine dönüştürüyor; 80-100 yıllık hiç kullanılmamış çeyiz işlerini ise koleksiyonerler ve el işi sevenler için özenle koruyoruz.

Vitrinde iğne oyası çiçek broşlar ve kolyeler

Dükkânımızın tavanından sarkan dantel, oya ve el işi süsler.

Sanat Yolculuğundan Satırbaşları
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı: Nigar Yertan, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında “Geleneksel El Sanatları Sanatkarı” unvanıyla yer almaktadır.
  • Topkapı Sarayı DÖSİM: Çalışmaları 2012 yılına kadar Kültür Bakanlığı DÖSİM mağazalarında, Topkapı Sarayı başta olmak üzere müze mağazalarında sergilenmiş ve satışa sunulmuştur.
  • Fuarlar, Festivaller ve Eğitmenlik: Yurt içinde pek çok el sanatları festivali ve fuarına katılmış; İzmir'de 2 yıl boyunca iğne oyası kurs eğitmenliği yapmıştır.
  • Benim Sanat Hikâyem (2020): Kültür Arayışları Vakfı (KAV) tarafından yayımlanan “Benim Sanat Hikâyem” kitabında sanat öyküsüyle yer almıştır.

İlmiklerin Dili

Her oyanın bir hikâyesi var

Anadolu'da kadınlar duygularını, sevinçlerini, sitemlerini ve dileklerini sözcükler yerine yazmalarının kenarına işledikleri oyalarla anlatmıştır. Dükkânımızda işlediğimiz başlıca oya motifleri ve hikâyeleri:

Barış oyası

Tarsus geleneğinden

Nigar Yertan'ın babaannesinin memleketi Tarsus'un oyalarındandır; dikenli bir bitkinin çiçeğinden esinlenir. Gelenekte köy düğününün ertesi günü yapılan gelin mevlidinde, gelin bu motifin işlendiği yazmayı kayınvalidesine hediye eder: 'Bu dikenli bir bitki; lütfen bana dikenleri gibi bakma, barış içinde olalım, anne kız gibi geçinelim' dileğini anlatır.

Coşturan, neşe oyası

Düğün ve şenlik motifi

Gelenekte düğünlerde kadınların kendi aralarındaki eğlencesinde, gelinin yakın arkadaşı başına bu oyalı yazmayı takar. Müzik başladığında herkesi tek tek oyuna ve dansa kaldırıp düğünü neşelendirdiği için bu motife 'coşturan oya', yani 'neşe oyası' adı verilmiştir.

Kırmızı biber oyası

Duyguların sessiz dili

Eskiden pek çok duygu yüksek sesle söylenmez, yazma kenarındaki oyalarla anlatılırdı. Gelenekte yeni evlenmiş genç bir gelin, evinde eşiyle ya da ailesiyle bir sıkıntı yaşadığında başına kırmızı biber oyalı yazmasını takıp sokağa çıkar; bunu gören aile büyükleri sorunu konuşmadan anlayıp çözmek için devreye girerdi.

Lale, gül, sümbül

Lale, gül, sümbül

Klasik çiçek motifleri

Geleneksel el sanatlarında ve Osmanlı çiçek kültüründe her çiçeğin ayrı bir anlamı anlatılır: lale motifi harf formuyla 'Allah' lafzını, gül Peygamber Efendimizi, sümbül ise saflığı ve zarafeti simgeler.

Kokulu tohum ve karanfil

Kokulu tohum ve karanfil

Ninelerin doğal kokusu

Henüz parfümün yaygın olmadığı dönemlerde kadınlar kokulu tohumları ve kuru karanfil tanelerini ıslatıp ortasından deler, ipe dizerek yazmalarının kenarına oya yaparlardı. Yazma sıcağa ya da neme değdikçe etrafa hafif ve hoş bir karanfil kokusu yayılırdı.

Boncuk ve balık pulu oyaları

Boncuk ve balık pulu oyaları

Farklı malzemelerle oya

İğne oyası geleneğinde yalnızca ipek ve pamuk iplik değil, ince boncuklar ve temizlenip işlenmiş gerçek balık pulları da motiflerin arasına katılarak ışıltılı kenar oyaları üretilmiştir.

Karanfil gerdanlık

Özü bozulmadan güncelleme

Kuru karanfil oyasını bugün yazma kenarında kullanan pek kalmadığı ve fular olarak suya değdiğinde renk verebildiği için, Nigar Yertan karanfil tanelerinin arasına turkuaz boncuklar dizerek bu geleneği gerdanlığa dönüştürdü. Dükkâna gelen bir yabancı ziyaretçi grubu, önce fark etmedikleri bu kolyenin ninelerin parfümü olma hikâyesini dinleyince iki adet birden alıp götürmüştür.

Kayıtlar ve Sosyal Medya

Kaynaklar ve bağlantılarımız

Nigar Yertan'ın yer aldığı kültür envanteri sayfalarını inceleyebilir, güncel el işlerimizi Instagram hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Dükkânımızı Kemeraltı Kızlarağası Hanı'nda ziyaret etmek ister misiniz?